KAMUOYUNA
Cumhuriyet Halk Partisi, herhangi bir kişinin, dönemin ya da yönetimin sınırları içine sığdırılamayacak kadar köklü bir siyasal mirasın adıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi; yalnızca bir siyasi teşkilat değildir. Kurtuluş Savaşı’nın küllerinden doğan Cumhuriyet’in ilk nefesi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milletine emanet ettiği büyük yürüyüşün adıdır. Nice kuşaklar bu çatı altında umut büyüttü, bedel ödedi, emek verdi, gözyaşı döktü. Çünkü bazı çatılar yalnızca insanları değil, bir milletin hafızasını da korur. Cumhuriyet Halk Partisi, işte o hafızanın en güçlü taşıyıcılarından biridir.
Bugün partimiz, tarihinin en zorlu ve en sancılı dönemlerinden birinden geçmektedir. Yaşanan gelişmeler, farklı değerlendirmeler ve ayrışmalar; örgütlerimizde, üyelerimizde ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül vermiş milyonlarca insanda haklı bir üzüntü ve kaygı oluşturmuştur. Ben de bu süreci dikkatle takip ettim, vicdanımla muhasebesini yaptım ve uzun uzun düşündüm.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde geçmiş dönem il yöneticiliği yapmış bir yol arkadaşınız olarak elbette eleştirilerim de vardır, kaygılarım da…
Çünkü bu partiye yalnızca görev yaparak değil; inancımı, emeğimi ve yüreğimi vererek hizmet ettim. Fakat geldiğim noktada vicdanım bana tek bir cümle söylüyor:
Eleştirmek başka, terk etmek başkadır.
Ben, yanlış gördüğüm uygulamalar karşısında susmayı da, partimi terk etmeyi de doğru bulmuyorum.
Çünkü siyasi mücadele, her şey yolundayken aynı çatı altında bulunmak değildir. Asıl mücadele; zor zamanlarda omuz vermek, düşüncelerini cesaretle ifade etmek, eksikleri gidermek için emek harcamak ve ortak aklı yeniden hâkim kılabilmektir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün ihtiyacı olan şey; yeni ayrılıklar, yeni kamplaşmalar ve birbirini ötekileştiren bir dil değildir. İhtiyacımız olan; sağduyu, parti içi demokrasi, hukukun üstünlüğü, liyakat, birbirimizi dinleyebilme erdemi ve yeniden ortak bir gelecek inşa edebilme iradesidir.
Kişiler gelir, görevler değişir, yönetimler değişir, dönemler kapanır. Ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel sorumluluğu hiçbir zaman değişmez.
Benim bağlılığım; kişilere, makamlara ya da geçici siyasi hesaplara değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine, sosyal demokrat kimliğine ve bu partiye yıllarını vermiş isimsiz örgüt emekçilerine yöneliktir.
Bugün verdiğim karar, herhangi bir kişiye karşı alınmış bir karar değildir. Bu; yıllar önce altı okun gölgesinde çıktığım yolculuğa, omuz omuza yürüdüğüm yol arkadaşlarıma ve Cumhuriyet’e duyduğum sadakatin doğal sonucudur.
Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılmayacağımı ve mücadelemi partimin çatısı altında sürdürmeye devam edeceğimi kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.
Bu kararım, yaşanan her şeyi onayladığım ya da eleştirilerimden vazgeçtiğim anlamına gelmemektedir. Tam tersine; partimizin eksikleriyle yüzleşmesi, demokratik işleyişini güçlendirmesi, liyakati esas alması ve halkın yeniden güven duyacağı bir siyasal anlayışı hep birlikte inşa etmesi için mücadele etmeye devam edeceğim.
Ben kalmayı; sessizce kabullenmek değil, sorumluluk almak olarak görüyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi hiçbirimizin şahsi mülkü değildir. Bu parti; sandık başında sabahlayanların, yağmur çamur demeden afiş asanların, kapı kapı dolaşanların, alın teri dökenlerin ve hiçbir karşılık beklemeden Cumhuriyet sevdasını geleceğe taşıyan milyonların ortak evidir.
Evimizde sorunlar var diye evimizi terk etmeyeceğiz.
Yanlışlarımızla yüzleşecek, doğrularımızı çoğaltacak, birbirimizi daha çok dinleyecek ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni yeniden toplumun umudu haline getirmek için hep birlikte çalışacağız.
Bugün yalnızca bir karar açıklamıyorum.
Bir sorumluluğu üstleniyorum.
Çünkü biliyorum ki tarih; zor zamanlarda hangi kapıyı terk ettiğimizi değil, hangi kapının önünde dimdik durduğumuzu yazar.
Ben, inandığım değerlere bağlı kalmayı seçiyorum.
Cumhuriyet’e olan inancımı korumayı seçiyorum.
Bu çınarın gölgesinde yetişmiş bir Cumhuriyet Halk Partili olarak, bu büyük mirasa sahip çıkmayı ömrüm boyunca onur sayıyorum.
Ve hepsinden önemlisi…
Cumhuriyet Halk Partisi, benim için yalnızca bir siyasi parti değildir. O, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu millete bıraktığı en büyük emanetlerden biridir.
Emanet terk edilmez.
Emanete sahip çıkılır.
İşte bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalıyorum.

