Cumhuriyet Halk Partisi Bandırma Kadın Kolları Başkanı Simge Gürkan Çavuşoğlu parti binasında düzenlediği basın toplantısında, Aleyna Çakır davasının baş şüphelisi olarak bilinen Ümitcan Uygun’un 17 Temmuz 2021 tarihindeki tahliyesinin ardından 3 hafta sonra yeni bir cinayetle gündeme gelmesine sert tepki gösterdi. Çavuşoğlu açıklamasında, “Ümitcan adlı katili göz göre göre yaptığı işkenceden, baş şüphelisi olduğu bir kadın cinayetinden tutuklayamayanlar, kadın katillerine ve işkencecilere suçlarını canlı yayında göz göre göre yapsanız bile üç beş güne serbest kalırsınız diyenlerin Esra Hankulu cinayetinde hiç mi payı yoktur?” diye sordu.
-Ülke kadın mezarlığına döndü
Ülkenin kadın mezarlığına döndüğünü dile getiren Çavuşoğlu “Bu tahliye, bu ikinci cinayete verilen cesaret; kadınlarımızın hangi huzur ve güvenlik duygusu ile yaşamalarının teminatıdır. Kadını şiddetten koruyan, katili ve potansiyel katili kadından uzak tutan İstanbul Sözleşmesi’ni terk etmek; kadınları bu katillerin önüne atmaktır. Bu ve benzeri cinayetlerde katillerin elini kolunu sallayarak dışarı çıkmasına eğer imkan verilmeseydi, eğer katiller bu biçimlerde cesaretlendirilmeseydi; dün Kocaeli’nin İzmit ilçesinde 18 yaşındaki Sude Akarsu Onur Öztürk tarafından öldürülür müydü?” ifadesini kullandı.
-Tecavüzcülere ağır yaptırımlar uygulansaydı bunlar olmazdı
Çavuşoğlu “Tecavüze uğrayıp tecavüzcülerini karakola şikayet eden; tecavüzcülere hiçbir işlem yapılmayan ve bunun üzerine aynı kişilerce bir kez daha tecavüze uğrayan Eda Nur, eğer tecavüzcülere ağır yaptırımlar uğransaydı, dün “Her gün canım acıyacağına, bir gün canım acısın” notunu ardında bırakarak intihar eder miydi? Eğer katillerde haklılık arayan, onları öven erkek egemen acizlik olmasaydı; dün İzmir’de yaşayan 21 yaşındaki Şenay Ay başından vurulur muydu?”şeklinde konuştu.
-Kadına şiddet insanlık suçudur
Kadına şiddetin, cinayetin, tecavüz ve mobbingin bir insan hakları suçu olduğunun altını çizen Çavuşoğlu “Bir kez daha vurguluyoruz ki bu suçlar tolere edilemez. Kadın cinayetleri, tecavüz ve şiddet bir sarmal gibidir. Her birinin korunması bir diğerini besler, arttırır. Bu sarmalı bize reva görenler, bizi kendi vatanımızda uygulanmayan yasalarla, terk edilen İstanbul Sözleşmesi ile yalnız, çaresiz, bir başına bırakıp her denileni kabul eden, haklarından vaz geçip köşeye çekilen kadınlar haline dönüştürmek istiyor. Kusura bakmayın o çuvala biz sığmayız. Ne kadar yalnız bırakılsak da, ne kadar çaresiz hissettirilsek de birlik olacağız, örgütleneceğiz” dedi.

